28 Ağustos 2007 Salı

Kahve falından çıkan çingene

Kendi kendine sayıklar gibi konuşuyordu. Elinde çevirdiği fincanın içi boştu oysa. Birden irkildi. Tüh tüh ve nıç nıç sesleri beni daha da heyecanlandırdı. Ne vardı fincanın dibinde. Kendi gözleriyle karşılaşmış, kendinden ürkmüştü oysa çingenenin kendisi. Dilide kara bir öfkenin huzursuz mırıltıları, göğsüne dikenlerden bir kolye serpilmişti. Gün ağarırken uyandım. Ezan uzaktan uzaktan temizliyor havayı. Bir adım daha yaklaştım şte kendime, kendi gerçeğime. Bir kum tanesi daha döküldü ruhumdan. Bekliyorum o büyük güzel günü. Herşeyin bembeyaz bir örtüyle örtüleceği o uzun yürüyüşü...

08 Temmuz 2007 Pazar

Tütün yaprağına sarılan bedenim

Ağustosun sıcak günlerinden biriydi yine. Güneş ışınları altın sarısı saçlarında adeta yanıyordu. Elindeki ince nar çubuğunu yolun kenarındaki su kanalından sürüyerek önden yürüyordu. Birden durdu ve beni çağırdı. Yanına gittiğimde elindeki çubukla yerdeki birşeyi göstermeye çalışıyordu. Eğildim. Küçücük bir kuş yavrusu.Kavak ağacının gölgesinde uyuyordu sanki. Bedeni o Ağustos sıcağında üşümüştü. Çıplak pembe bedeniyle daha uçmayı öğrenmeden ölmeyi öğrenmişti. Aldı elimden kuşu. Bir tütün yaprağına sardı. Tütün tarlasının içerisine doğru yol aldık. Küçücük elleriyle bir cukur açtı. Üstünü kapattı. Tozlu ellerini gökyüzüne açtı. birşeyler mırıldandı.

Devrilen günle birlikte devrilen adam

Güneşin doğduğu yerden geldim. Her sabah güneşle yıkarım yüzümü. Bu nedenle tenim esmerdir benim. Tanrıların sofrasında bulundum. Onların acılarına, mutluluklarına, sevinçlerine ve kederlerine tanık oldum. Ne zaman dünyayı terk etmeye kalksam hüzünlü bakışları bağladı beni. Yerin binlerce kilometrelik derinliklerinden yeryüzüne su çıkamaya çalışan bahtsız bir bedeviyim çölün ortasında. Lakin bir damla bile su yok tulumbayı çalıştırmaya yetecek.

Bir gün daha devrilecek ve sen gittikçe tükeneceksin. Belki bir dizi film izleyerek, belki bir yerlere giderek, zamanın keskin çarklarında ezileceksin. Sana güzel şeylerden bahsetmek isterdim ama sen gelecekte ölmüşsün. Geçmişini yaşayan bir zavallı, ruhunu saran oyalanma kültürüyle sen bir hiçsin. Dön kendi çöplüğüne ve rahat bırak rüzgarın süzülüşünü, kuşların onuruyla oynama artık.